Ümmetin baş belası (İRAN)
İRAN (Müslümanlar'ın) baş belası'dır,mezheb oyunları oynayıp her zaman ortalığı karıştırandır ve derdi belli oldu !!
İran'ın asıl derdi (SURİYE) de yeni bir safha !!
Aslında bütün mesele buharlaşmakta olan DEAŞ devletimsi yapısından temizlenecek petrol ve su kaynakları'nın bulunduğu topraklara kimin hâkim olacağı. Bu karmaşık durumu daha anlaşılır kılmak için Suriye savaşının kısa bir kronolojik röntgenini çekmekte fayda var.
TÜRKİYE KÜRT KANTONUNU PARÇALADI
2011’de başlayan savaşta geçen yılın sonunda Halep’in Suriye rejim güçleri tarafından alınması önemli bir dönüm noktasını oluşturdu. Böylece tarihte “Faydalı (Münbit) Suriye” olarak bilinen ve Suriye nüfusunun büyük kısmının yaşadığı güneyden kuzeye Şam, Humus, Hama ve Halep hattı ile Akdeniz sınırındaki Tartus, Banyas ve Lazkiye’yi de barındıran Batı Suriye İdlib, Humus ve Deraa’daki cepler dışında Rusya ve İran destekli Suriye rejim güçlerinin eline geçti. Rusya nüfuz bölgesinin dışında ABD tarafından Suriye’nin kuzeyinde PYD/YPG terör örgütünün yönetiminde de bir Kürt bölgesi oluşturulmuştu. Bunun üzerine Türkiye de 2016’da Fırat Kalkanı harekatını yaparak üç Kürt kantonunun arasına girmişti. İdlib de şimdilik Türkiye’nin nüfuz alanına dahil. ABD, İngiltere ile birlikte 2016’da güneyde Irak, Suriye ve Ürdün sınırlarının kesişme noktası et-Tenf’den batıya doğru Ürdün sınırı boyunca muhaliflerin elindeki bölgelerde bir nüfuz bölgesi daha oluşturdu. Böylece daha geçen yılın sonunda, içerisinde Rakka’nın da yer aldığı, DEAŞ’ın elindeki Doğu Suriye (Çöl bölgesi, el-Bâdiye) hariç ülke Rusya ve ABD nüfuz bölgelerine ayrılmıştı ve Fırat Nehri’nin batısı Rusya, doğusu ise ABD nüfuz bölgesini oluşturmaktaydı. İşte bu yıl başından beri Suriye’de yaşananlar tamamıyla DEAŞ’ın ortadan kaldırılmasından sonra ele geçirilecek Doğu Suriye topraklarının ABD’nin mi Rusya’nın mı nüfuz bölgesine dahil olacağıyla ilgili.
ÇÖL BÖLGESİ İÇİN NEDEN BU KADAR MÜCADELE EDİLİYOR ?
Akla şu soru gelebilir: Şayet burası çöl bölgesi ise niçin bu kadar yoğun mücadeleye sebep oluyor? Doğu Suriye hatırı sayılır petrol yataklarına sahip, bölgenin tek su kaynağı Fırat Nehri buradan geçiyor ve Irak-Suriye sınırı açısından stratejik öneme sahip. Ayrıca kuzey-doğu Suriye’de yetiştirilen tarım ürünleri ve pamuğun batı bölgelerine ulaştırılması hayati önem arzediyor.
ET-TENF NEDEN ÖNEMLİ ?
Genel durumu ortaya koyduktan sonra bir de doğu Suriye’de son zamanlardaki gelişmelere göz atmak yerinde olur. Suriyeli muhalif güçler 2016 sonundan itibaren Suriye’nin doğusundaki çöl bölgesinde (Bâdiye) DEAŞ’ın elinde bulunan yaklaşık 2 bin kilometrekare bir alanı ele geçirmişti. Bunun ardından Suriye rejim güçleri Şam’dan (Dımaşk) Irak sınırına giden otoyolu ele geçirmek maksadıyla geçen Mayıs ayında bir saldırı başlattı. Bu saldırının amacı hem otoyolu hem de Suriye’nin Irak sınır kapılarından olan et-Tenf’i ele geçirmekti. Bu operasyonla eş zamanlı olarak da Şam-Palmira (Tedmür) yolunu ele geçirip Deyrüzzor’a ulaşmayı amaçlıyordu. Hâla devam eden bu operasyonlarda Suriye rejim güçleri Şam-Palmira yolunu ve Suveyda eyaletinin doğu kısımlarını ele geçirdi. Bu bölgede muhalifler ile Suriye rejimi (ve Iraklı Şii milis güçleri) hem birbirleriyle hem de DEAŞ’a karşı mücadele etmekte.
ABD, İSRAİL VE ÜRDÜN'Ü KORUMA ALTINA ALMIŞ OLUYOR
Bugünlerde ABD’nin çevresinde yaptığı operasyonlarla sık sık gündeme gelen et-Tenf Suriye rejimi kadar başkaları için de önem taşıyordu. Zira ABD ve İngiltere 2016’dan beri bu bölgede bir garnizon kurarak muhalif özellikle Suriye’nin doğusunda DEAŞ’a karşı mücadele eden Ceyşü Meğâviru’s-sevra’yı (Devrim Komandoları Ordusu) eğitiyordu. ABD burada kendisi için güvenlikli bir alan ilan ederek bölgeye yaklaşan rejim unsurlarına saldırılar düzenlemekte. Böylece Suriye’deki nüfuzunu güneye de yaymak suretiyle bölgedeki müttefikleri Ürdün ve İsrail’i de koruma altına almış oluyor.
İRAN'IN HEDEFİ İSRAİL'E UZANMA ÇABASI
Tabii Suriye’nin doğusu önemli bölgesel güçlerden İran’ın ilgi alanı dışında değildi. Zira İran’ın karadan Irak ve Suriye yoluyla Lübnan, Akdeniz, Hizbullah ve dolayısıyla İsrail’e uzanabilmek için doğu bölgesine ihtiyacı var. Suriye rejimine ve bölgedeki milislerine bu sayede karadan lojistik destek sağlaması İran’ın hayati çıkarları arasında. İran’ın son Deyrüzzor füze saldırısı bölgesel olarak yukarıda saydığımız bu amaçların karşılanmasına yönelik. Doğu Suriye, ülkenin bütünlüğünde hâkimiyet iddia eden Esed rejimi açısından da ehemmiyet taşıyor. Rejim ülkenin batısı için petrol, su ve tarımsal ürünler açısından önem taşıyan doğu bölgelerini kontrol altına almak istemekte.
SON DÖNEMDE DAEŞ'E AİT TOPRAKLARDAKİ, ABD-RUSYA-REJİM KAVGASI
Şimdi sıra DEAŞ kontrolündeki topraklarda. Hem ABD ve muhalifler, hem de Rusya desteğindeki rejim ve (Şii milisler) bir an önce Irak sınırına ulaşarak rakiplerinden önce bölgeyi ele geçirmek istemekteler. İşte son günlerde bölgedeki telaş ve gerginliğin sebebi de bu. Zaten rejim güçleri Deyrüzzor’da 2014’ten beri okyanustaki küçük bir ada gibi DEAŞ tarafından muhasara altında tutulan birliklerine yardım ulaştırmak zorunda. Rusya da çeşitli durumlarda ABD ve koalisyon güçlerinin kontrolü altındaki bölgelerden geçişlerine izin vermemekte. Rejim birlikleri Rakka’nın DEAŞ’tan kurtarılması için çalışan SDG’ye saldırmakta. Nitekim sırf bu nedenle bir Suriye uçağı düşürüldü. Bunun üzerine Rusya da ABD ile olan anlaşmasını feshederek artık nüfuz bölgesindeki (Fırat’ın batısında) ABD unsurlarını vurabileceğini ilan etti. et-Tenf yakınlarına yaklaşmakta olan Suriye ve İran unsurları ise ABD tarafından vurulmakta. Suriye güçleri bir yandan SDG’nin Rakka’dan daha güneye inmesini engellemeye çabalarken öte yandan Palmira’dan M20 otoyoluyla DEAŞ muhasarası altında bir garnizonunun bulunduğu Deyrüzzor’a ulaşmaya çalışıyor. Şayet Deyrüzzor’a rakiplerinden önce ulaşırsa Böylece Tahran-Şam yolu açılmış olacak. Rejim bir yandan da güneyde Irak-Ürdün-Suriye sınır kavşağındaki et-Tenf’e baskı yapmakta.
BÜYÜYEN SDG TEHLİKESİ
Geçtiğimiz hafta içinde ABD’ye ait bir savaş uçağı SDG güçlerini bombalayan bir Suriye rejimi uçağını düşürdü. Aynı gün İran Devri Muhafızları da Tahran’a yapılan saldırılara misilleme olarak Deyrüzor bölgesindeki DEAŞ mevzilerine altı füze gönderdi. İlk bakışta Suriye’de yıllardır süren savaşın olağan hadiseleri gibi görünse de sembolik ve çatışan tarafların birbirine verdikleri mesajlarla dolu bir hafta geçirdik. İran’ın son füze saldırıları İran-Irak savaşından beri ilk saldırı. Tahran saldırılarının intikamı gibi durmakla birlikte ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’a mesajlar içermekte. Her ne kadar biz yeni farketsek de Suriye’de DEAŞ sonrası döneme hazırlık ABD, İngiltere ile SDG ve bunun karşısında Suriye rejimi, Rusya ve İran arasında 2016’dan itibaren yapılan hazırlıklarla çoktan başlamıştı. Ancak şu anda Türkiye açısından daha acil olan durum PYD/YPG önderliğindeki SDG’nin nüfuz alanının genişliyor olması. ABD tarafından desteklenen bu güçler Rakka ve güneyini de Kuzey Suriye Demokratik Konfederasyonu dedikleri yapıya katmak için çaba gösteriyor. Bu, Arap bölgelerinin de PYD/YPG yönetimi altına girmesi demek. Bunda amaç Rojava’daki modelin Arap bölgelerinde de yaygınlaştırılması. Tabii ABD, Suriye’nin kuzeyinde kendi nüfuzu altındaki Kürt kantonlarını Rakka ve civarındaki Arap bölgeleriyle birleştirmek istiyor. Batı medyası ve Türkiye’deki bazı yazarlar arasında da bir Rojava romantizmi mevcut ve buna dayalı güzellemeleri medyadan takip etmekteyiz. Halbuki PYD/YPG bir terör örgütüne tabi olmanın yanısıra, uyguladığı Stalinist yöntemlerle anakronik ve baskıcı bir sistem kurmakta. Bu durum hem Türkiye hem de İran’ın aleyhine bir durum arzediyor.
Kaynak : Haber 7

Post a Comment